Sony Channel Türkiye Türksat Uydusu Frekansı?  Sony Channel Türkiye  Yayın Akışı

Sony Channel Türkiye Türksat Uydusu Frekansı? Sony Channel Türkiye Yayın Akışı

TRT, Euronews ile yaptığı ortaklıktan ayrılıyor

TRT, Euronews ile yaptığı ortaklıktan ayrılıyor

TÜRKSAT Güncel Frekans Listesi (17 Mart 2017 Tarihli)

TÜRKSAT Güncel Frekans Listesi (17 Mart 2017 Tarihli)

Saran Grubuna Baglı S SPORT Şifreli platformlarda yayında

Saran Grubuna Baglı S SPORT Şifreli platformlarda yayında

ERT Şah TV Erzincan Türksat Uydusunda Yayında

ERT Şah TV Erzincan Türksat Uydusunda Yayında

Dünya’da Neden Tutsak Kaldık ve Ondan Nasıl Kaçabiliriz?
Dünya’da Neden Tutsak Kaldık ve Ondan Nasıl Kaçabiliriz?

Soluk mavi bölgemizde oturup, evrenimizi izlerken, gidebileceğimiz tüm o yerleri düşünerek kolayca heyecanlanabiliriz. Fakat roket bilimindeki ilerlemelere rağmen, türümüzün Dünya üzerinde kapana kısıldığı gerçeği hala geçerliliğini koruyor. Teknolojimiz Güneş Sistemi’nin sınırlarına dayandı ama hala hiçbir insan diğer bir gezegene ayak basamadı. Ve bunun geçerli bir nedeni var: Her birimizin evrene yaklaşık 4,5 milyar yıllık bir […]


Soluk mavi bölgemizde oturup, evrenimizi izlerken, gidebileceğimiz tüm o yerleri düşünerek kolayca heyecanlanabiliriz. Fakat roket bilimindeki ilerlemelere rağmen, türümüzün Dünya üzerinde kapana kısıldığı gerçeği hala geçerliliğini koruyor. Teknolojimiz Güneş Sistemi’nin sınırlarına dayandı ama hala hiçbir insan diğer bir gezegene ayak basamadı. Ve bunun geçerli bir nedeni var: Her birimizin evrene yaklaşık 4,5 milyar yıllık bir borcu var.

Kurzgesagt (Anlamı: Özetle) isimli belgeselin aşağıda yer verilen bölümünde de açıklandığı üzere; gezegenimizin oluşması, evrene büyük miktarda enerjiye mal oldu. Eğer Dünya ve Ay’dan kaçıp, kendimizi diğer uzak bölgelere yaymayı istiyorsak, bu enerjiyi geri ödemek zorundayız.

Fakat evrenin var olduğu zaman dilimi içerisinde çok kısa bir süredir var olmamıza rağmen, nasıl oluyor da evrene enerji borcumuz olabiliyor?

 

 

Yukarıdaki videoda da şiirsel bir biçimde açıklandığı gibi; bunun nedeni, “atomlarınızın, önceden evrenin bu noktaya varmak için harcadığı enerjinin bir parçası olması”.

Başka bir ifadeyle, gezegenimizin oluşması için enerji harcandı ve bizim de bu gezegeni terk etmek için enerjiye ihtiyacımız var.

Kulağa tuhaf geliyor, fakat detaya indiğinizde aslında mantıklı. Tüm bunlar şu gerçekten kaynaklanıyor: Evrenimizde nesneler hızını veya doğrultusunu değiştirmeye gönüllü olmazlar. Bunu yapmak için, bir miktar enerji harcamanız gerekir.

Bir diğer gerçek ise, evrende kütleye sahip olan her şeyin, diğer kütleli cisimleri çekmesidir, yani kütle çekim diye bilinen olay.

Yaklaşık 4,5 milyar yıl önce, kütle çekim trilyon kere trilyonlarca toz parçacığını, önemli bir miktarda enerjiye mal olacak şekilde bir araya gelmeye ve gezegenimizi meydana getirmeye ikna etti. Bu gezegen oluşturma girişimi kütle çekim hapishanesi yaratarak, bizi süreç içerisinde hapsetmiş oldu. Bunu aşağıdaki şekilde gösterildiği gibi, kütle çekim kuyusu şeklinde hayal edebilirsiniz. Kuyunun ne kadar dibindeyseniz, dışarı çıkmak için o kadar fazla enerjiye ihtiyacınız olur.

Dünya’dan, yani kuyunun en dibinden kaçabilmek için, neredeyse gezegeni oluşturmak için harcaman enerji kadar enerjiye gereksinimimiz vardır. Bunu nasıl yapabiliriz? Bu araştırmacıların tam da şu sıralarda karmaşık, enerji değiş-tokuşu yapan makineler, daha çok bilinen isimleriyle roketler üretmek üzere üzerinde çalıştıkları konu. Roketlerde, yakıtı kontrollü bir biçimde patlatmayı bildiğimiz yüksek enerji veren kimyasal tepkimeler kullanılır. Roketler kimyasal enerjiyi kinetik enerjiye dönüştürür ve enerjiyi egzoza yönlendirerek, roketin Dünya yüzeyinden yukarı doğru itilmesini sağlar. Böylesi aşırı derecede enerji harcayarak, kütle çekimsel potansiyel enerjimizi yükseltiyoruz, ki buda videoda açıklandığı gibi, enerji borcumuzu kütle çekim geri ödemenin karmaşık bir yolu.

Ayrıca atmosferdeki sürtünmeyi de hesaba katmamız gerekiyor. Uzaya göndermeye çalıştığınız bütün o yakıttan, roketin içerisindeki insanlardan ve ekipmandan bahsetmeye bile gerek yok. Daha fazla yakıt eklerseniz, o yakıtı taşıyacak daha fazla rokete ihtiyaç duyarsınız. Ve sonunda mühendisler genellikle, uzaya fırlatmak istedikleri şeyin ağırlığının 100 katı ağırlığında bir roket inşa etme zorunluluğuyla karşı karşıya kalırlar. Ve bununla da sınırlı kalmıyor. Bir şeyi öylece uzaya fırlatmadan önce, ne kadar ağır olabileceğinin bir sınırı var. Belgeselde bu durum “roket denkleminin zorbalığı” diye tanımlanıyor ve insanların, hapishanemiz olan Dünya’da tutsak kalmalarının ana nedenlerinden birisi.

Fakat eğer tür olarak hayatta kalmayı arzu ediyorsak, kendi iyiliğimiz için günün birinde Dünya’yı terk etmeyi başarmak zorunda kalacağız. Ve bu da kulağa geldiği kadar imkansız değil.


Kaynak: Why Earth Is Our Cosmic Prison, and How to Escape It <http://www.sciencealert.com/why-earth-is-actually-our-cosmic-prison-and-how-to-escape-it>




Bilim Fili Sitesindeki Bu Haberin Orijinaline Ulaşmak İçin Tıklayınız

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz
Yandex.Metrica haberler haberler