WhatsApp ve Facebook bir araya geliyor!

WhatsApp ve Facebook bir araya geliyor!

Beşiktaş – Leipzig maçı hangi kanalda?

Beşiktaş – Leipzig maçı hangi kanalda?

Big Brother Türkiye hangi kanalda yayınlanacak?

Big Brother Türkiye hangi kanalda yayınlanacak?

TÜRKSAT UYDU FREKANS LİSTESİ (Eylül 2017 Sıralı Liste)

TÜRKSAT UYDU FREKANS LİSTESİ (Eylül 2017 Sıralı Liste)

Garip uğultunun gizemi çözülemiyor!

Garip uğultunun gizemi çözülemiyor!

Einstein Dünyayı Nasıl Değiştirdi?
  • Ana Sayfa » Bilim
  • 17 Mart 2017 - 10:14:21
Einstein Dünyayı Nasıl Değiştirdi?

Albert Einstein’ın bir sözü vardı; ‘’Sonsuz olan yalnız iki şey vardır; evren ve insanların aptallığı.’’ Fakat Einstein’in kafası daha sonra karıştı. Evrenin sonsuzluğu konusunda emin değildi. Einstein’ın bu sözünü duyduğumuzda gülümseriz. Einstein’ın bu sözlerinin saldırgan bir içeriği olmadığını düşünürüz. Çünkü, Einstein ismini duyduğumuzda aklımızda canlanan genel olarak babacan, sıcak kalpli bilim insanıdır. Genellikle bu dâhinin […]


Albert Einstein’ın bir sözü vardı; ‘’Sonsuz olan yalnız iki şey vardır; evren ve insanların aptallığı.’’ Fakat Einstein’in kafası daha sonra karıştı. Evrenin sonsuzluğu konusunda emin değildi.

Einstein’ın bu sözünü duyduğumuzda gülümseriz. Einstein’ın bu sözlerinin saldırgan bir içeriği olmadığını düşünürüz. Çünkü, Einstein ismini duyduğumuzda aklımızda canlanan genel olarak babacan, sıcak kalpli bilim insanıdır. Genellikle bu dâhinin fotoğrafları da bizde bu izlenimi yaratır. Onun bir bisiklete binerken, dili dışardayken ya da gözlerini dikmiş bir yerlere bakarken çekilmiş fotoğrafları hepimize sempatik gelir. Tabii ki, Einstein’in ünü sadece sempatik görüntüsü ve kişiliğinden kaynaklanmıyor. Aynı zamanda Einstein, entelektüel araştırmanın saflığını ve gücünü de temsil ediyor.

Einstein’ın ilk ününü 1905 yılında kazandığını söyleyebiliriz. Bern’deki İsviçre Patent Enstitüsünde çalışırken boş zamanlarında yazdığı 4 makale, fiziğin gidişatını değiştirdi. Aynı yılın Mart ayında, dalga olarak tarif edilen ışığın aslında parçacıklardan oluştuğunu öne sürdü. Kuantum mekaniğinin temelleri yavaş yavaş atılıyordu. İki ay sonra, Mayıs ayında, Einstein’ın hesaplamaları atomik hipotezin test edilebilir tahminlerini sağladı ve daha sonra deneysel olarak da doğrulandı. Haziran ayında özel görelilik teorisini tamamladı ve uzay ile zamanın daha önce kimsenin düşünmediği bir ilişki içerisinde olduğunu öne sürdü. Eylül 1905’te de, özel göreliliğin bir sonucunu türetti ve dünyanın en ünlü denklemi olan E= mc2 ortaya çıktı.

Bilim genellikle aşamalı olarak ilerler. Böylesi radikal fikirlere de nadiren rastlandığını söylemek pek de yanlış olmaz. Fakat bir bilim insanı bu radikal fikir çanını bir yıl içerisinde tam dört kez çalmayı başardı. Einstein’in yarattığı bilimsel içgörü, birçok alanda ilham kaynağı oldu. Bilim camiası, neredeyse anında Einstein’ın çalışmalarının yankılarını hissetti ve bu çalışmalar gerçekliğin anlaşılış biçimini temelinden değiştirebildi. Fakat Einstein’ın ünü henüz halka yayılmamıştı.

Bu, 6 Kasım 1919’da değişecekti.

Özel görelilikte, Einstein, hiçbir şeyin ışık hızından daha hızlı ilerleyemeyeceğini tespit etti.

Einstein’ın görüşleri, Newton’un yerçekimi teorisi ile bir çelişkiye zemin hazırladı. Bu çelişkiden yola çıkan Einstein, Newton’un yerçekimi kurallarını tekrar yazmaya niyetlendi. Destekçileri bile bunu hayalperestlik olarak nitelendiriyordu. Alman biliminin duayen ismi Max Planck da Einstein’ı uyarıyordu; ‘’Eski bir dostun olarak, sana bunu yapmamanı önermek durumundayım…. Başarılı olamazsın, hatta başarılı olsan bile, kimse sana inanmaz.’’ Tabii ki Einstein’ı kimse bu hedefinden vazgeçiremezdi. Einstein yaklaşık 10 yıl boyunca bu konunun üzerine gitti.

Sonunda 1915’te, Einstein, genel görelilik teorisini duyurdu. Einstein yerçekiminin yeniden tanımlanmasını sağlayacak, uzay ve zamanın bükülmesini içeren yeni bir fikir ortaya atmıştı. Klasik görüşün aksine, genel görelilikte kütleçekimi etkileri bir kuvvet yerine uzay-zamanın eğriliğine bağlanıyordu. Kafa karıştırıcı geliyor olabilir fakat bu görüşü basit bir şekilde açıklamak da mümkün. Uzay-zamanı iki ucundan gerilmiş ve altı boş bir bez gibi düşünün. Bu bezin ortasına bir kütle, mesela bir bilye, koyarsanız bezin ortasında bu kütle bir çukur oluşturacaktır. Artık bu bezin üzerine ne koyarsanız koyun, eğer kütlesi bilyeninkinden azsa, bilyeye doğru hareket edecektir. Aşağıdaki videodaki modellemeyi incelerseniz, bu fikri anlamanız daha da kolaylaşacaktır.

6 Kasım 1919’da yani Einstein’ın genel görelilik teorisini tamamlamasından dört yıl sonra, göklerde yıldızların konumlarının Newton’un yasalarından beklenenden farklı olduğunu ve bunların Einstein’ın tahminleri ile uyuştuğunu belirten astronomik ölçümler ortaya çıktı. Bu sonuçlar Einstein’ın teorisini de bir zaferle teyit etmiş oluyordu. Einstein bir gece simge olmuştu. Newton’u yerinden eden ve doğanın hakikatlerini çözmeye bizi bir adım daha yaklaştıran kişi Einstein’dı.
Einstein, dahiliğini sadece yaptığı bilimsel yayınlarıyla değil esprileriyle de gösteriyordu. İçerisinde yaşadığı savaş çağında, toplumda böylesine göze batan bir bilim insanının sözleri herkes tarafından dikkatle dinleniyordu. City Lights’ın galasında, kırmızı halı üzerinde yürüyenlerin üzerine kameralar çevrilmiş flaşlar patlarken Charlie Chaplin, Einstein’a şöyle fısıldayacaktı;

Herkes beni alkışlıyor, çünkü beni anlıyorlar. Herkes seni de alkışlıyor, çünkü seni anlamıyorlar.

Bu, Einstein’ın rolünü oldukça güzel anlatan bir anekdot olabilir. Birinci Dünya Savaşı’ndan bıkmış halkı, Einstein’ı kucaklıyor ve bağrına basıyordu.
Einstein’ın ünü toplum içerisinde yayılırken, görelilik hakkındaki fikirleri ya da en azından genel olarak yayımlanmış versiyonunun yankılarına diğer kültürlerde de rastlanmaya başlanmıştı. James Joyce ve T. S. Eliot cümleleri küçük parçalara ayırıyorlardı. Pablo Picasso ve Marcel Duchamp tuvali parçalamaktaydı. Arnold Schoenberg ve Igor Stravinsky müziğe can veriyordu. Ve Einstein, gerçeğin modası geçmiş modellerinin zincirlerini uzay ve zaman ile kırıyordu. Yani artık tüm dünyanın tanıdığı ünlüler kervanına katılmıştı.

Bazıları daha da ileri giderek, Einstein’ı, 20. yüzyılın avangart hareketi için merkezi bir ilham kaynağı olarak tasvir ediyordu. Bu insanlar için Einstein, kültürel yeniden düşünmenin gerekliliği için bilimsel bir temeli temsil ediyordu. Doğanın gerçeklerinin, yerleşmiş bir kültürün toz izlerini süpüren bir gelgit dalgası yarattığına inanmak romantik olabilir. Ancak, bu değişimi Einstein’ın bilimine bağlayan ikna edici kanıtlar da mevcut. İlginç bir şekilde, Einstein’ın kendine has bir tadı vardı. Bach ve Mozart’ı modern bestecilere tercih ediyordu ve sahip olduğu geleneksel mobilyaların yerine kullanması için hediye edilen Bauhaus mobilyaları reddediyordu.

Birçok devrim yaratan fikrin 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktığını söylemek doğru olur. Einstein, uzun süredir devam eden varsayımlardan kopmanın nefes kesici yeni fikirleri nasıl ortaya çıkardığının en iyi örneğiydi. Bir yüzyıl sonra bile Einstein’ın ortaya koyduğu fikirler son derece canlı ve verimli bir şekilde kaldı. Ayrıca genel görelilik, 1920’lerde, tüm evrenin kökeninin ve evriminin incelenmesi olan modern kozmolojiyi doğurdu. Rus matematikçi Aleksandr Friedmann ve bağımsız olarak da Belçikalı fizikçi ve rahip Georges Lemaitre, uzayın genişlediğini göstermek için Einstein’ın denklemlerini kullandı. Her ne kadar Einstein bu sonuca direnip statik evren görüşünü kanıtlamaya çalışsa da, uzak galaksilerin hızla uzaklaştığını gösteren Edwin Hubble’ın gözlemleri, Einstein’ı özgün denklemlerine geri döndürmeye ve uzayın genişlediğini kabul etmeye ikna etti. Günümüzde genişleyen bir evrenin varlığı, geçmişte her zamankinden daha küçük bir evrenin olduğunu ifade eder; bu da kozmosun, Lemaitre’nin dediği gibi “ilkel bir atom” olan bir lekenin şişmesinden kaynaklandığını ima eder. Büyük Patlama Teorisi (Big Bang Theory) doğdu.

O zamandan beri, büyük patlama teorisi önemli ölçüde geliştirildi (günümüzde en çok kullanılan sürüm enflasyon teorisi) ve çeşitli çalışmalar yoluyla gözlemsel testler yapılan bir alana dönüştü. 2011 Nobel Fizik Ödülü’nü alan bu tür bir gözlem, son yedi milyar yılda yalnızca alanın genişlediğini değil, genişleme hızının hızlandığını da ortaya koydu. En iyi açıklama? Büyük patlama teorisi, Einstein’ın uzun süre önce ortaya attığı kozmolojik sabitinin bir versiyonuyla güçlendirildi. Peki buradan çıkarmamız gereken ders nedir? Eğer yeterince uzun süre beklerseniz, Einstein’ın yanlış fikirlerinden bazıları doğru gibi görünmeye başlar.

Genel görelilikten alınan ilk ilham, Alman Gökbilimci Karl Schwarzschild’ın I. Dünya Savaşı’nın ortasında Rus cephesinde yaptığı bir analizle ortaya çıktı. Schwarzschild, topçu yörüngeleri hesaplamalarına ara verip, Einstein’ın denklemlerinin ilk kesin çözümünü türetti. Güneş gibi küresel bir gövde tarafından eğilmiş uzay-zamanın kesin bir tanımını yaptı. Schwarzschild’ın çalışmasının tuhaf bir de yan ürünü vardı. Schwarzschild’e göre, herhangi bir cismi yeterince küçük bir boyuta sıkıştırırsanız ortaya çıkan uzay-zaman bükülmesi kadar şiddetli olacaktır ki ışığın kendisi de dahil olmak üzere çok yakından yaklaşan her şeyi bükecektir. Modern dilde, Schwarzschild, kara delik olasılığını ortaya koymuştu.

Yani, genel göreliliğin yüz yıl geride kalmış uzak bir çığlık olduğunu söylemek doğru değil. Einstein’ın genel göreliliği, günümüzün önde gelen araştırmalarının zemine sıkıca dokunmuş olarak duruyor.

Peki Einstein bu fikirleri nasıl buldu? Bu kadar kalıcı öneme sahip fikirleri nasıl ortaya attı? Einstein bir bilim adamı olarak sosyaldi, fakat büyük atılımlarını yaparken yalnızdı. Beyni alışılmadık bir mimariye sahip olduğu için bu bilgiler ortaya çıkmış olabilir mi? Geleneklere uymayan bakış açısı bu durumu ortaya çıkarmış olabilir mi?  Zahmetli ve ulaşılmaz odaklanma kabiliyeti mi başarısının arkasında yatıyor? Tabii ki, gerçeği kimse bilmiyor.

Einstein gelmiş geçmiş en büyük dahilerden birisiydi. Onun zihnini özel yapan bişeyler olduğu da aşikar. Peki başka bir yerde hiç bilmediğimiz ve bu kadar zeki başka insanlar var mı? Eğer Dünya üzerinde bir insan bunu başardıysa, tarihte mutlaka aynı sıçramaları sağlayabilecek insanlar da var olabilir. Belki de hali hazırda bu kadar zeki insanlar yaşıyor olabilir. Fakat savaşlar, eğlence kültürümüz ve diğer zaman öldürücülerimiz ile bu dahileri gözden kaçırıyor olabiliriz.


Bu yazı Scientific American’da yayımlanan How Einstein Changed The World yazısından derlenmiştir.




Bilim Fili Sitesindeki Bu Haberin Orijinaline Ve Kaynağına Ulaşmak İçin Tıklayınız

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz
Yandex.Metrica haberler haberler